• Ana Sayfa
  • »
  • DERNEKÇİLİK NEDİR NASIL OLMALIDIR.

DERNEKÇİLİK NEDİR NASIL OLMALIDIR.

TABELA DERNEKÇİLİĞİ YADA ÇIKAR DERNEKÇİLİĞİ

Gerçek Dernekçilik Nedir?

Dernekçilik Ne İşe Yarar?

Dayanışma, Sosyal Yardımlaşma Nedir?


Gelelim Halkımızın derneklere bakış açısına. Ta Önceki yıllarda bir sohbete tanık oldum. Bir kaç köylü arkadaşımız bir araya gelmişler ve bir kahveci hakkında atıp tutuyorlar. Bir tanesi söze atladı. “Yahu biz niye dernek kurmuyoruz ki. Falanca köylüler bir dernek kurmuşlar, biz neden kurmayalım” diye devam eden bin bir tane örnek. Diğer arkadaşı da ona hak veriyor. Gelin bir dernek kuralım. Bunun için 16 kişi lazım bize. Lokel açarız, nasıl olsa oyun oynuyoruz biz orayı doldururuz. Falan, filan....

Bu diyalogtan da anlaşılacağı üzere bizim insanımız kendisinin eğleneceği, oyun oynayacağı bir yer arıyor kendine. 

Gerçek Dernekçilik Nedir?

Dernekçilik Ne İşe Yarar?

Dayanışma, Sosyal Yardımlaşma Nedir?

Dernek çatısı altında birleşmeye çalışan insanların önce yukarıdaki sorulara yanıt bulması, bu yanıtı da kafasında iyice olgunlaştırması gerekir.

Dernekler küçük sivil toplum örgütleri değil midir?

Önce mahalleleri, köyleri, kazaları, ilçeleri en sonda illeri temsil etmez mi?

“adını vermeyeceğim bir radyoda bir DJ veryansın ediyor. İşte şöyle bir hastamız var, acil olarak yardıma ihtiyacı var, bir sürü karadeniz il derneklerine ilçe köy derneklerine gittik kimse yardım etmek istemedi. Dernekçilik ne işe yarıyor. Daha bir sürü feryat figan. Bir derneği eleştiriyor. Şu derneğe gittik halimizi arz ettik. Adamlar bize “Biz sadece eğitim bursu veriyoruz. Hasta yardımı yapmıyoruz.” dedi. Böyle mi dernekçilik olur. Sıkıldım ve radyoyu kapattım. Adını açıklayamayacağım radyo sahiplerinin çoğunun ekonomik durumu bu hasta için gerekli parayı vermeye fazlasıyla müsait değilmi ki radyodan böyle bir yardım çağrısında bulunuyorsunuz.

Gerçekten çaresiz kalmayan hiç kimse birilerinde yardım talebinde bulunmaz. Tabii asalak yaşamayı kendine huy edinmemişse.

Sözü nereye getirmeye çalışıyorum. Örnek il dernekçiliği ile ilgili yazılı ve görsel basından bir çok makaleyi okudum. Etrafımızda bir sürü örnekler ve valilikte dernekler toplantılarında Hepsinin haklığı olduğu noktalar var. Genel eleştiri noktası ise derneklerin kahvehaneleşmesi. Bu sorunu hepimiz dile getiriyoruz zaten. Ama bu yazıyı yazan arkadaşlara “Peki siz dernekçilik adına ne yaptınız.” sorusunu da sormadan edemeyeceğim.
Bakın Voltaire şu sözü sanki bazı yanlışlarımızı ortaya çıkarıyor Bir çoğu Yanlış düşünür, bazıları hiç düşünmez, gerisi de düşünenleri kötüler.

Bu derneklerden küçücük çıkarları olanlar o çıkarlarını korumak için derneklerin bir adım bile ileri gitmeleri istemezler. Çünkü büyümek, sosyalleşmek onların çıkarlarını ortaya çıkaracak ya da kesecektir.

“Dernekler nasıl olmalı, hedefleri ne olmalı” sorusuna kendimce yanıt vermeye çalışayım.

Bizim derneklerimizin çoğunun ilk yapacağı icraat kadın ve gençlik kollarını oluşturmaktır. Dernekler üzerindeki erkek egemenliğini ya da otoritesini artık kaldırmak gerekiyor. Bir de derneğin amacı kısmı kesinlikle anlaşılır biçimde yazılmalıdır.

Bakınız çoğu derneğin amacı kısmında köyüne camii, okul, yol yapmak, hasta yardımı, öğrenim bursu gibi ibareler var. Bir kısmında da bunlara ilave olarak kültürel faaliyetler yapmak gibi içi doldurulmamış amaçlar var.
Şimdi İstanbul’da yaşayanların kurduğu, yılda bir veya beş yılda bir köyüne giden kişilerin dernek tüzüğünün amacı olarak yukarıdaki maddeler yazılırsa hiç bir anlam ifade etmez. Önce sen üyelerini refaha kavuşturmanın, onları bir arada tutmanın, kültürünün yok olmasını engellemenin peşine düşmelisin. Değişik kültürlerin kol gezdiği büyük şehirlerde çocuklarını kendi kültürünü bilen gençler olarak yetiştirmedikten sonra köyüne camide yapamazsın okul da yolda. Çünkü bir ya da iki nesil geçtiğinde tamamen köyünden, kültüründen uzak nesiller yetişmiş olacak ve köyünü beğenmeyecek, gitmek istemeyecektir. Ama ona dernek çatısı altında burada sıcak bir yuva sunarsan, kültürünü öğretirsen, köyünün ve insanının güzelliklerini aktarırsan köyü ya da ilçesi onun için bir güzellik olarak duracaktır. Hangi kültür ortamına girerse girsin bu yönü her zaman güçlü olacaktır.

Bakın bu konuda da Martin Luther King ne demiş: “Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk: Kardeşçe Yaşamayı.”

Kardeşçe yaşayabileceğimiz, derneklerimizin bizi bu kardeşliğe çağıracağı mekanlar olması dileklerimle.
Hoşçakalın…..

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 371