sultanbet betbaba tempobet tempobet jeton

Bugün: 15.01.2021

Ey Yolüstü Köyü halkı!


Ey Yolüstü Köyü halkı!

 

Dünya için Türkiye neyse, Türkiye için Trabzon neyse, Trabzon için Arsin neyse, Arsin için Yolüstü Köyü de odur.

Yani lokomotiftir, odak noktasıdır, olmazsa olmazıdır.

Ama zordur Yolüstü Köyü’nden olmak…

Zordur Yolüstü Köyü’nde yaşamak…

Zordur insanları ile anlaşmak…

Her anlayıştan, her kesimden insanları barındırır içinde…

Yenilikçisi de vardır gelenekçisi de…

Ama her şeyden önemlisi nerelisin sorusuna karşılık “Yolüstü Köyü’nden” cevabını vermek gurur vericidir.

Ancak an itibarı ile bu gurur verici yapının biraz zedelendiğini, herkesin biz değil ben mantığı ile hareket etmeye başladığını kendi çıkarı için yüzüne güldüğü dostum dediğini arkasından vurabileceği bir ortama doğru sürükleniyor.

Büyüklerimizin artık kendilerini bir sorgulaması gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da uzun süre yaşadıktan sonra tekrar memlekete dönen büyüklerimiz ile ettiğimiz sohbetlerde ortaya çıkan görüntü gerçekten iç açıcı değil.

“İstanbul’da yaşadığımız zaman köyümüzü köylümüzü görmek için canımızı verirdik. Ancak şimdi köyde durmak bile ağır geliyor bize.” Ortak fikrinin ağır bastığını görüyoruz.

Ne kadar acı değil mi?

Ben bilirim mantığı ile Yanbolu deresini öteye geçemeyen bir anlayışın hakim olmaya başladığı köyümüzde insanlara güvenmek bile o kadar zor bir hale geldi ki.

Bu yazdıklarımdan dolayı bazı büyüklerimiz, “Bu zibidi daha ……….. dereye inmedi. Kalkmış akıl veriyor” diyecektir. Kimisi de hak verecektir.

Ama bu düşünceleri benim fikrimi değiştirmeyecektir, anlayış ve mantalite değişmediği sürece…

Hepsine yine saygı duyacağım, saygımı göstereceğim…

Yolun üstü yolun altı diye ayırmayacağım…

 

 

 

                                                                              ***

 

Geçtiğimiz günlerde köyümüzde yaşanan bir intihar vakasına da dikkat çekmek istiyorum.

Köyümüzden bir ablamızın gencecik oğlu intihar ederek yaşamını yitirdi.

Bazı kötü alışkanlıkları olduğu herkes tarafından dillendirilirdi.

Belki babası bizim köyümüzden değildi ancak annesi ablamızdı. Onu korumak kollamak bizim görevimizdi.

Şimdi ben de kafamı kumdan kaldırıp düşündüğümde o çocuğun intiharına giden sebeplerinden birisi olduğumuzu açık açık söyleyebiliyorum.

Annesi emanet olarak getirmişti onu bize. İyi ya da kötü alışkanlıklarının olması bu gerçeği hiç değiştirmez.

Herkes tarafından dışlandı…

Hor görüldü… Kötü alışkanlıkları var denilip hep annesine şikayet edildi…

Uslu insanlara herkes sahip çıkar, önemli olan kötü yoldaki insanlara sahip çıkabilmek ve onları koruyup, kötü alışkanlıklarından alıkoyabilmektir.

Annesinin cenazedeki ağıtlarını orada bulunan annem ve diğer büyüklerimizden duyunca adeta kaynar sular döküldü başımdan aşağıya.

Evet! Artık Onur’u kimse annesine şikayet edemeyecekti…

Şunu yaptı, bunu yaptı diyemeyecekti… Rahat mısınız ey Yolüstü Köyü halkı?

Belki Onur’u kimse şikayet edemeyecek ama bin sizi Allah’a şikayet ediyorum.

Gittikçe değerlerini çiğneyen kişiler olmaya başladığımız, kendimizi dünyanın merkezi olarak gören bireyler olarak gördüğünüz, kendimizi hep ulema saydığınız için, düşene el verip kurtarmak yerine bir tekme de biz vurmaya çalıştığımız için, “o şu sülaledendir, bu şu sülaledendir” diyerek yüce Allah’ın bile ayrım yapmadığı insanları bölük pörçük parçaladığımız için kendimizden utanmalıyız.

 

  • PAYLAŞ